+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 Sayfadan 1. Sayfa 1 2 SonuncuSonuncu
Toplam 12 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
Haydi Dj Olma Zamanı Tabi Öğrenmek Isteyenlere ..! Remix - Mix - DJ-(yerli) icinde Haydi Dj Olma Zamanı Tabi Öğrenmek Isteyenlere ..! konusu , DJ"lik müessesesi aslında son derece basit gözüküyor, iki plak alıp, aynı anda çalıp, çalınan iki farklı parçayı tek şarkıymış gibi "yutturmak"... Ancak bir DJ olmak, hem para hem de zaman ...
  1. #1
    Junior Member alenkolik is on a distinguished road
    Üyelik Tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    1,685

    Standart Haydi Dj Olma Zamanı Tabi Öğrenmek Isteyenlere ..!

    DJ"lik müessesesi aslında son derece basit gözüküyor, iki plak alıp, aynı anda çalıp, çalınan iki farklı parçayı tek şarkıymış gibi "yutturmak"... Ancak bir DJ olmak, hem para hem de zaman olarak ciddi yatırım ve yetenek gerektiriyor. Sonuçta yaz akşamlarında kumsalda gitar çalan biri olmuyorsunuz, ama dijital çağda insanlar ateşin etrafında değil kabininizin etrafında toplanmayı tercih ederler zaten. DJ arkadaşlarımızın nasıl popüler olduklarından hiç bahsetmeyelim, sizi heveslendirebilir ama gitar çağında kalan bizler yazarken bile üzülüyoruz. İyisi mi, bu yazıyı yazdıktan sonra sizinle birlikte bir kez de biz okuyalım.

    Malzemeler; bir diş plak, bir tatlı kaşığı pikap...

    Prensip olarak, bir DJ"in sahip olması gereken en önemli yetenek -iki farklı plaktan çalınan şarkıları "dikiş izleri" belli olmadan birleştirmek- gerçekleştirmesi kolay gözüken, ancak göründüğü kadar kolay olmayan bir iş. Partilerin aranan DJ"leri, bu başarıya çok çalışarak ve pratik yaparak ulaşmışlar. Yani amacınız sadece fotoğraf çektirmek değilse ekipman başında durup kulaklık takmanın sizi bir anda popüler yapacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. DJ olmak için atılacak ilk adım, kullanılan ekipmanları ve terimleri tanımak, yani biraz ders çalışmak. Ah, tesadüfe bakın ki siz de tam şu anda bunu yapacaktınız...

    Turntable - Plakların çalındığı, en temel alet. Beat matching"i kolaylaştırmak amacıyla tercihen direct drive (kendinden motorlu) olmasında fayda var.
    Stylus - Plakların üzerindeki izlerde kayıtlı olan müziği okuyan "iğne".
    Pitch Control Slider - Çalınan plağın dönme hızını artıran ya da azaltan düğme.
    Mixer - İki turntable"ın da bağlı olduğu, ses, bas, fade, gibi temel ayarların yapıldığı, aslında bütün mixin kontrol edildiği ünite.
    Channel Faders - Mixer üzerinde bulunan ve kanalları (yani farklı turntable"ları) kontrol etmenize izin veren düğmeler.
    Beat - Müziğin vuruş sayısı. Genellikle davullara göre ölçülür.
    Measure - Dört beat"lik bir grup.
    Phrase - 8 measure"lık bir grup.
    BPM - Beats Per Minute (Dakika başına düşen vuruş sayısı) teriminin kısaca söylenmiş hali. Kaydın hızı, bu şekilde ifade edilir.
    Cross Fader - Hoparlörlerden hangi kanalın ne ölçüde duyulacağını ayarlayan sürgü. Cross Fader, genelikle mixer"in ortasında yer alır.
    Trainwreck - Kötü yapılmış bir mix.

    Bir DJ"in, iki profesyonel turntable"a, bir mixer"a, izolasyonu sağlam bir kulaklığa, müziğin dinlenmesini sağlayacak bir ses sistemine ve elbette çalacak plaklara ihtiyacı vardır. Bu listeye dinleyiciler de eklenebilir ama siz kendi kendinize çalmayacaksınız diye bir kural yok. Bazı DJ"ler CD kullanır ve bazıları da sadece channel fader kullanarak mix yapar. Biz burada size evinizde CD tak çıkar yapmayı da, hip hop DJ olmayı da anlatmıyoruz, o yüzden cross fader kullanarak yapılan mix üzerinde duracağız. İki kaydı aynı anda çalmak için, plakları gayet iyi, hatta introları (yani parçaların başlangıçlarını) ve outroları (parçaların bitişlerini) su gibi bilmek gerekir.

    Malzemelerimizi derin bir kaba ekledikten sonra...

    Şarkıların sessiz bölümlerinde bile, vuruşların devam ettiğini hatırlamalısınız. Vuruşları, ayağınızı müziğin ritmine uygun olarak yere vurarak sayabilirsiniz. En usta müzisyenler bile gocunmadan bunu hala yaparlar. Blues"cular da yapar, rock"çılar da, siz neden yapamayacakmışsınız? Vuruşlar dörtlü, sekizli, onaltılı ve otuzikili gruplar halindedirler. Siz de dinlerken fark edebilirsiniz, birçok parçada da her 32 vuruş ile birlikte şarkıya yeni bir element çıkarılır ya da eklenir. Birçok şarkıda ne zaman neyin gireceği, amiyane tabirle şarkının ne zaman patlayacağı çok bellidir.

    İlk plağı hazırlayarak (aslında buna cueing deniyor) birinci adımı atıyoruz. Plağı CD gibi kenarlarından ve etiketli kısmından tutmaya özen gösterin. Hoparlörlerin uygun miktarda açık olduğuna emin olun. Bir anda patlayan şey sadece kolonlar değil maazallah dinleyicilerinizin kafası da olabilir(!) Cross fader"ın, ilk plağın çaldığı turntable yönüne dönük olması dikkat edin ki az sonra geçiş yapacağınız plağı başkaları duymasın. Kulaklıklarınızı takın, böylece hoparlörlerden ilk plak duyulurken, kulaklıklardan diğer plağı dinleyebilirsiniz.

    Şimdi anlatacağımız tekniğe beat-matching denir. Bir kez uygun hızı bulduğunuzda ikinci plak ile mix yapmaya başlayabilirsiniz. Profesyonel bir turntable, plağı başa geri "sarmanıza" izin verir. Bunu, parmaklarınızla plağı dönüş yönünün tersine (saat yönünün tersine) doğru döndürerek yapabilirsiniz. Bu şekilde ikinci plağı hazırlayın ve parmaklarınızla dönmesini engelleyin, böylece stylus, tam ilk vuruşun başladığı yerin hemen öncesinde, siz serbest bırakana dek sabit kalır. "Stylus da nesi" diyenleri yazının ilk kısmına geri göndermekle kalmıyoruz, bir de eshefle kınıyoruz. Haydi arkadaşlar, beraber arkasından "cık cık cık" yapalım. Cık cık cık cıkh.

    İlk plağınızın vuruşlarını sayın ve ikinci plağı, ilk kaydın cümlelerinden birinin başlangıcına kadar döndürmeye başlamayın. "Cümle de nesi" diye sormaya çekindiğinizi fark ettik, neden çekiniyorsunuz, daha önce açıklamadık ki, bakın yine dikkatli okumuyorsunuz, sormayan herkesi en başa geri gönderiyoruz! "Cümle" demekle kast edilen, otuziki vuruşluk bir gruptur. Her zaman ayağınızla beat"lere eşlik etmeyi unutmayın. Her şeyin birbirine uyacağına inandığınız zaman, parmaklarınızı ikinci plağın üzerinden kaldırın ve çalmaya başlayın. Bu aşamada ikinci plağı sadece siz duyacaksınız, hatırlayın, cross fader"ı sadece ilk turntable"ın duyulmasını sağlayacak şekilde ayarlamıştık. Eğer vuruşlar birbirini tutmadıysa - ki bu kötü bir şey, ikinci plağı tekrar ayarlamalısınız.

    Malzemelerimizi önceden ısıtılmış fırına veriyoruz...

    İlk cümle"nin başlayana kadar kendinizi tamamen dışarıda çalan plağın hızına verin ve aynı tempoda, mixleyeceğimiz plağın ilk kick"i üzerinde ileri ileri itip geri çekerek eşlik edin. Böylece hem ikinci plağın geçiş yapmayı planladığınız hızda nasıl duyulacağı hakkında bir fikriniz olmuş olur, hem de iki plağı aynı noktada başlatma imkanınız olur.

    İkinci adım 32"lik vuruş grubunun bitmesiyle başlıyor ki bu esnada ikinci plağın ilk vuruşunu, ilk plağın 33. vuruşu üzerinde bırakmaya dikkat etmek gerekiyor.

    Bir sonraki adımda muhtemelen plakların kickleri birbirlerinden uzaklaşmaya, kurmaya çalıştığınız düzeni bozmaya çalışacaklar çünkü hızlarını tamı tamına eşitleyemedik. Bu durumda da bize onları yeniden eşitlemek ya da "ben gidip plajda gitar çalayım daha iyi" demek düşüyor. Beyninizi iki parçaya bölerek ikinci plağın birinci plaktan daha mı hızlı yoksa daha mı yavaş olduğunu fark etmeye çalışın. Birinci plaktan daha yavaşsa, hızlandırmamız, tekrar dengeyi kurmamız gerekiyor. Bunu da ikinci plağı tam ortadaki demir aksam üzerinden kavrayıp (maksadımızdan fazla kaymamalı) saat yönünde çevirerek yapacağız. Daha kolay ikinci bir hızlandırma yöntemi plağın baskı kağıdı üzerinden parmak yordamıyla ittirmektir ama bu 45"lik plaklarda gereğinden fazla harekete yol açar, tercihen 33"lük plaklarda uygulanmalıdır. Bir iki seferde kickler tekrar birbirlerinin üzerine oturacaklardır ki oturmuyorsa zaten ritm kaçmıştır, iğneyi tekrar plağın başına koyarak yeniden denemekte ya da plaj konusunu bu kez cidden düşünmekte fayda var. Herhangi ittirme işleminden bir tanesini kickleri tekrar oturtana kadar yaptıktan sonra, plakların dengesinin bozulmaması ya da daha az bozulması amacıyla pitch controller"ı yarım birim, aşağıya doğru arttırın.

    İkinci plak birincisinden hızlıysa, plağımızı yavaşlatmamız gerekecek. Bu durumda da plağın durduğu tabla, hafif bir parmak temasıyla tekrar kickler oturana kadar yavaşlatılır (abartmaya, motoru yakmaya lüzum yok), sonrasında da pitch controller hafifçe yarım birim yukarıya kaldırılır.

    Son olarak mixing aşamasında tekrar nükseden ritm kaçmalarında aynı yolları her seferinde pitch controller üzerindeki daha minik değişikliklerle tekrarlamak gerekecek. Yani bir kere iki plağı uydurunca şarkının sonuna kadar dinleyicilerinizle ilgilenebilirsiniz diye bir şey yok. Zaten kolay olacağını da hiç söylemedik. Mükemmeliyete ulaşmak için en fazla birbuçuk dakikada ritm oturtmayı halletmekte fayda var. Sonrasında mixing teknikleri sizin maharetlerinize ve dinleyiciler arasında gözünüze kestirdiğiniz kişilerin fazlalığına kalmış.

    Pişti ise artık servis etme zamanı...

    Beat"lerin birbiri ile uyumlu olduğu konusunda güveniniz tamsa, cross fader"ı ortaya getirin. Şimdi hoparlörlerden, iki plağın çaldığını da duyabilirsiniz. Elbette artık ikinci plağı herkes duyabiliyor, ancak her şeyi doğru yaptıysanız birçok kişi yine de ikinci plağın çalmaya başladığını fark etmeyecektir. Bu kötü bir şey değil!

    Sadece ikinci plağın çalmasını istediğinizde cross fader"ı, ikinci turntable yönüne çevirin. Bu adımları defalarca başarıyla tekrar edebilirseniz, turntable"lar arasında zıplayarak bir sürü plak arasında gezinebilirsiniz ve böylece "dikiş izleri belli olmayan" bir mixiniz olur! Bu gayet iyi bir şey!


    müzik ve tarzları
    Ambient:
    Yaratıcılarından olan Brian Eno’nun gelişimine ışık tuttuğu Ambient; FSOL (Future Sound of London), The Orb, Biosphere ve Woob gibi yeni akımlarla günümüzdeki düşündürücü, derin ve de farklılığı her zaman ön planda hissettiren şeklini almıştır. Diğer bütün elektronik müzik dallarından farklı olarak Ambient Elektronik; drum vuruşları ve de tempodan öte, doğa samplelarına melodiye ve/ enstürmanlara ağırlık vermektedir..

    Abstract:
    Ambient’ın koyu kolu olarak bilinir. Melodilerin daha az olup, vuruş ve de sıra dışı ritimlerin önde geldiği bir daldır. Akla ilk gelen isim Autechre’dır.

    Acid Jazz:
    Jazz’ı geleceğe taşıyan ve bu aşamada jazz üzerine çeşitli elektronik ses modifikasyonların gerçekleşmesi ile ortaya çıkmış olan önemli bir biçimdir. Özetlemek gerekirse temalar Jazz üzerine kurulu, destekler ve enstürmanlar elektronik ağırlıklıdır. Sonuç: Etkileyici. Modaji, United Future Org., Gotan Project, Ian O’Brein ve Fauna Flash önemli isimler arasında yer almaktadır.

    Breakbeat:
    4/4 vuruşluk house ve benzeri tarzlara alternatif olarak ortaya çıkan Breakbeat’in kökenleri hip hop’a dayanmaktadır. Old-Skool Techno ve Acid house’dan da esinlenmelerin gözlendiği Breakbeat’in önde gelen isimlerinden brisi Crystal Method’dır.

    Big Beat:
    Akılda kolay kalan sample’larıyla parti ortamlarının vazgeçilmez müziğidir. Alçak sesle dinlemenin Big Beat tarzına haksızlık olacağı düşüncesiyle hareket eden bir çok insanın ortak görüşü “yüksek çıkış gücün yoksa dinlemenin de bir manası yoktur” şeklinde biçimlenmiştir.

    Funky Breaks:
    Kraftwerk, Afrika Bambaataa ve Electron (ilk albümleri)’dan etkilenmiş ve ilham almış olan Funky Breaks ilk tohumları, meyvelerini Birleşik Amerika’nın batı sahillerinde vermiştir.

    Dance:
    Elektronik Müziğini en popüler kolu olarak kabul edilen Dance’de trackler genel olarak bir vokalist eşliğinde ve House Music benzeri bir formda yapılandırılır. Günümüzde Sash, bu tarzın en önde gelen isimlerinden birisidir.


    Club:
    Dance Müziğin omurgası olarak da nitelendirilebilir. Annie Lennox, Cher ve Deborah Cox bu tarz müzik yapanlar olarak bilinirler.

    Euro Dance:
    Dance Müziğin basit, eğlenceli ve tempolu kolu olara bilinen Euro Dance, ana kolu olan Dance Müziğin popülaritesinden geri kalmayarak dünyanın birçok radyosunda boy göstererek ön saflarda yerini almaktadır.
    Aqua, Ace of Base ve ATB bu tarzda dikkati çeken isimlerdir.

    Down Tempo:
    Sakin, olgun ve de ağır bir anlatıma sahip olan Down Tempo’nun önde gelen isimleri Massive Attack ve Tricky’dir.

    Dub:
    Yoğun olarak ses efektlerine yer veren Dub, enstürmantal Reggae olarak da bilinir. Dub, adını Lee Scratch Perry, Bill Laswell ve King Tubby ile duyurmuştur.

    illbient:
    Dj Spooky ile özdeşleştirilmiş olan bu tarz, Trip Hop-Dub-Ambient karışımı ortaya çıkmıştır.

    Trip Hop:
    Tutku dolu vocallerle süslenmiş olan Trip Hop, genelde acı keder ve üzüntü gibi koyu (derin) hislere hitap eder. Massive Attack, Cold Cut, Portishead ve Archive bu tarzın önde gelen isimleri arasında yer almaktadır.

    Drum’n Bass:
    Drum&Bass‘in jump-up ve intelligent gibi birçok türü(ucu) olmasına rağmen gövdeden (Main genre Drum’n Bass) ayrılmadıkları bir kesin bir çizgi vardır...tabi ki derin güç. Drum vuruşlarının dip Bas(sub-bass)lar süslendiği ve dakikada 160 vuruşluk bir tempoya sahip olan Drum’n Bass, 90’lı yılların başında Büyük Britanya’da çok önemli gelişmeler kaydederek Elektronik Müzik’in temel dalları arasındaki sarsılmaz yerini yaratmıştır. Omni Trio, Photek, Squarepusher akla ilk gelen isimlerdir.

    Jump-Up:
    Drum’n Bass’in ragga vocallerle beslenmiş halidir. Shy FX, Baby D.

    Tech Step:
    Two-Step Drum’n Bass’dir. Squarepusher ve Photek.

    Electronica:
    Elektronik Müzik için ana terim olup sanatsal yönlerin şiddetle ağır bastığı; öze bakıldığı zaman, görünen güzelliklerin bütünüdür.

    Progressive Electronica:
    Genelde sözsüz vokallerin (çoğunlukla soprano sesin enstürman olarak kullanıldığı gözlenir) ön plana çıkışıyla ve bunların yer yer uyumlu melodilerle desteklenmesiyle oluşan bir tarzdır. Orbital, Genaside ii (Ad Finite) tarzın en iyi örnekleridir.

    Symphonic Electronica:
    Klasik temaların elektronik motiflerle süslendiği New Age’i çağrıştıran ve içinde Progressive Electronica’da olduğundan daha güçlü sanatsal salınımlar saklayan bir tarzdır. Vangelis.

    Experimental:
    Değişik ve sıra dışı bir tarz olan Experimanetal; Techno, Acid House, Drum’n Bass gibi tarzlarda farklı arayışlara cevap veren ve yeni ufuklar açılmasına ışık tutabilen bir daldır. Aphex Twin(afx), Autechre(ae).

    Minimal:
    Tempo ve süreklilik yönünden daha seyrek fakat kendi kurallarını kendi yaratan bir tarzdır. Plastikman.

    Noise:
    Doğanın içinden oluşmuş ses spektrumunu benimseyen fakat distorsiyon olarak nitelendirilebilecek derecede elektronik seslere yer veren bir tarzdır. Akla ilk gelen isimler Merzbow ve John Zorn’dur.

    House:
    Adını Frankie Knuckles’ın Chicago’da ilk mixlerini yaptığı “The Warehouse” adlı gece klübünden alan House, Dip Bas’lar ve 4/4 (ölçü) vuruşluk samplelardan oluşur. Akıcı, kulağa hoş gelen,düzenli ve Elektronik Müzik dinleyen kitlenin çoğunluğu tarafından benimsenen bir çizgiye sahiptir. Bu özellik o_nu gece kulüplerinin vazgeçilmez tarzları arasına katmıştır. Plastikman, Armand Van Helden, Sven Vath, Josh Wink ve daha birçok isim bu tarzın gelişiminde pay sahibi olmuştur.

    Deep House:
    House’un diğer kolarına göre daha bi katı olan, kendi kurallarını kendisi çizen ve dinleyiciyi düşündürme yoluna giden bir tarzdır. Leftfield.

    Hard House:
    Daha sıkı ve güçlü olan bu kol, az vokal çok vuruş (drum) sistemini işletmektedir. Josh Wink,Hardfloor.

    Vocal House:
    Hard House’un aksine, herşeyin drum vuruşları olmadığını iddia edercesine vokal’e daha fazla ağırlık veren House koludur. Martha Wash, Amber...

    Industrial Electronic:
    Elektronik müziğin Abstract ve Minimal gibi radikal olan kollarından birisidir. Endüstriyel alet, iş makinaları, sanayi mekanizmaları ve hammadde seslerinin sıkça yer aldığı bir tarzdır. NIN tarzın öncülerindendir.

    Techno:
    90’ların sonlarına doğru Acid House’un büyük Britanya’yı kasıp kavurmasının ardından, geniş dinleyici kitlesi daha sert ve kural tanımaz temalar istemiştir. Bu ortam zaten patlamak için fırsat kollayan Techno için bulunmaz bir fırsat olmuştur. Acid House’a göre daha hızlı bpm’lere (beats per minute à dakikadaki vuruş sayısı) ve daha agresif bir yapıya sahip olan Techno, arayışta olan kitleye gereğinden çok daha güzel (doyurucu) bir şekilde cevap vermiştir. Günümüzde trendi yakalamış olan Techno, en hızlı gelişen modern müzik türlerinin başında yerini almıştır. Paul Van Dyke, Eat Static, Derrick May, Juan Atkins, Kenny Larkin ve daha sayılmayan bir çok isim, bu tarzı günümüzde başarı ile temsil etmektedir.

    Acid:
    Techno’nun, TS-TR-303lerle müzik yapan koludur.

    Detroit:
    Yıllar önce Derrick May, Juan Atkins ve Kenny Larkin’in ortaya çıkardığı; Techno’nun temel kolu olarak da değerlendirilen Detroit, genelde 4/4’lük vuruş+ritimleri enstürmanlara tercih eden bir dal olarak bilinir.

    Gabber:
    Sert ve Hızlı Techno’dur. Lenny Dee,Delta-9, Ron D.Dore...

    Happy Hardcore:
    Gabber’i daha pozitif versiyonu olarak değerlendirilen Happy Hardcore, dinleyicide çeşitli -değişik- duyguların açığa çıkmasını sağlayan hızlı bir dal olarak bilinir.

    Intelligent Techno:
    Sıra dışı ve bir o kadar da agresif motifler içeren bu dal, mükemmel uyumsallık ve de dahiyane yaklaşımlarıyla diğer bir çok daldan sıyrılır. Beaumont Hannant.

    Rave/Old Skool:
    Tüm Techno formlarının birleşimi olarak görülen Rave/Old Skool; Drum’n Bass, Trance gibi birçok tarzın kökeninde ve gelişiminde pay sahibi olmuştur. Bol içki ve druglı underground partilerin vazgeçilmez müziği olan Rave/Old Skool’un track’leri diğer tarzların track’lerine kıyasla daha uzun sürer. Solid 4/4’lük vuruşlar, sert elektronik motifler ve etkileyici baslardan oluşan Rave/Old Skool’u başlı başına bir tarz (genre) olarak görmek yanlış olmaz.

    Trance:
    Techno’yla benzerlikler gösteren Trance farklı oluğunu bpm’leri, kulağa hoş gelen melodileri ve 4/4lük vuruş stiliyle (farkı) belli eder. Techno’yla birlikte anılmasına (techno&trance şeklinde) rağmen tizzlere verdiği önem ve yoğunluk, o_nun agresiflikten öte üretken bir şekil almasını sağlar. Tüm dünyada ilgi ile dinlenen trance’in akla ilk gelen isimlerinden bazıları: Astral Projection, Rabbit in the Moon, Electric Skychurch...

    Goa:
    Vuruşların ve melodilerin kenetlenmiş -birbirinin eksiğini kapatırcasına-şekilde birbirini takip ettiği Goa, Trance’in en çok dinlenen kolu olarak bilinir. Spicelab.

    Hard Trance:
    TS-TR 303lerle üretilen Trance’idr. 4/4vuruşlarındaki sertlik ile dikkati çeker.

    Melodic Trance:
    Klasik temalarla ve hoş melodilerle diğer kollardan sıyrılır. Büyülü motifler içerir. Doran, Joshua Ryan, Christopher Laurence...

    Progressive Trance:
    Kulağa çok hoş gelen melodilerle üretken bir yapı sergileyen Progressive Trance, Ambient’ın ortaya koyduğu kalitede seçici yapıya sahiptir. Jam&Spoon

    Bunlar Bilinen Ama Teknik Açıdan Önemli Bilgilerdir...


    son plak donmeden party bitmez....


    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


  2. #2
    Senior Member MERYEM is on a distinguished road
    Üyelik Tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    1,613

    Standart Haydi Dj Olma Zamanı Tabi Öğrenmek Isteyenlere ..!

    DJ"lik müessesesi aslında son derece basit gözüküyor, iki plak alıp, aynı anda çalıp, çalınan iki farklı parçayı tek şarkıymış gibi "yutturmak"... Ancak bir DJ olmak, hem para hem de zaman olarak ciddi yatırım ve yetenek gerektiriyor. Sonuçta yaz akşamlarında kumsalda gitar çalan biri olmuyorsunuz, ama dijital çağda insanlar ateşin etrafında değil kabininizin etrafında toplanmayı tercih ederler zaten. DJ arkadaşlarımızın nasıl popüler olduklarından hiç bahsetmeyelim, sizi heveslendirebilir ama gitar çağında kalan bizler yazarken bile üzülüyoruz. İyisi mi, bu yazıyı yazdıktan sonra sizinle birlikte bir kez de biz okuyalım.

    Malzemeler; bir diş plak, bir tatlı kaşığı pikap...

    Prensip olarak, bir DJ"in sahip olması gereken en önemli yetenek -iki farklı plaktan çalınan şarkıları "dikiş izleri" belli olmadan birleştirmek- gerçekleştirmesi kolay gözüken, ancak göründüğü kadar kolay olmayan bir iş. Partilerin aranan DJ"leri, bu başarıya çok çalışarak ve pratik yaparak ulaşmışlar. Yani amacınız sadece fotoğraf çektirmek değilse ekipman başında durup kulaklık takmanın sizi bir anda popüler yapacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. DJ olmak için atılacak ilk adım, kullanılan ekipmanları ve terimleri tanımak, yani biraz ders çalışmak. Ah, tesadüfe bakın ki siz de tam şu anda bunu yapacaktınız...

    Turntable - Plakların çalındığı, en temel alet. Beat matching"i kolaylaştırmak amacıyla tercihen direct drive (kendinden motorlu) olmasında fayda var.
    Stylus - Plakların üzerindeki izlerde kayıtlı olan müziği okuyan "iğne".
    Pitch Control Slider - Çalınan plağın dönme hızını artıran ya da azaltan düğme.
    Mixer - İki turntable"ın da bağlı olduğu, ses, bas, fade, gibi temel ayarların yapıldığı, aslında bütün mixin kontrol edildiği ünite.
    Channel Faders - Mixer üzerinde bulunan ve kanalları (yani farklı turntable"ları) kontrol etmenize izin veren düğmeler.
    Beat - Müziğin vuruş sayısı. Genellikle davullara göre ölçülür.
    Measure - Dört beat"lik bir grup.
    Phrase - 8 measure"lık bir grup.
    BPM - Beats Per Minute (Dakika başına düşen vuruş sayısı) teriminin kısaca söylenmiş hali. Kaydın hızı, bu şekilde ifade edilir.
    Cross Fader - Hoparlörlerden hangi kanalın ne ölçüde duyulacağını ayarlayan sürgü. Cross Fader, genelikle mixer"in ortasında yer alır.
    Trainwreck - Kötü yapılmış bir mix.

    Bir DJ"in, iki profesyonel turntable"a, bir mixer"a, izolasyonu sağlam bir kulaklığa, müziğin dinlenmesini sağlayacak bir ses sistemine ve elbette çalacak plaklara ihtiyacı vardır. Bu listeye dinleyiciler de eklenebilir ama siz kendi kendinize çalmayacaksınız diye bir kural yok. Bazı DJ"ler CD kullanır ve bazıları da sadece channel fader kullanarak mix yapar. Biz burada size evinizde CD tak çıkar yapmayı da, hip hop DJ olmayı da anlatmıyoruz, o yüzden cross fader kullanarak yapılan mix üzerinde duracağız. İki kaydı aynı anda çalmak için, plakları gayet iyi, hatta introları (yani parçaların başlangıçlarını) ve outroları (parçaların bitişlerini) su gibi bilmek gerekir.

    Malzemelerimizi derin bir kaba ekledikten sonra...

    Şarkıların sessiz bölümlerinde bile, vuruşların devam ettiğini hatırlamalısınız. Vuruşları, ayağınızı müziğin ritmine uygun olarak yere vurarak sayabilirsiniz. En usta müzisyenler bile gocunmadan bunu hala yaparlar. Blues"cular da yapar, rock"çılar da, siz neden yapamayacakmışsınız? Vuruşlar dörtlü, sekizli, onaltılı ve otuzikili gruplar halindedirler. Siz de dinlerken fark edebilirsiniz, birçok parçada da her 32 vuruş ile birlikte şarkıya yeni bir element çıkarılır ya da eklenir. Birçok şarkıda ne zaman neyin gireceği, amiyane tabirle şarkının ne zaman patlayacağı çok bellidir.

    İlk plağı hazırlayarak (aslında buna cueing deniyor) birinci adımı atıyoruz. Plağı CD gibi kenarlarından ve etiketli kısmından tutmaya özen gösterin. Hoparlörlerin uygun miktarda açık olduğuna emin olun. Bir anda patlayan şey sadece kolonlar değil maazallah dinleyicilerinizin kafası da olabilir(!) Cross fader"ın, ilk plağın çaldığı turntable yönüne dönük olması dikkat edin ki az sonra geçiş yapacağınız plağı başkaları duymasın. Kulaklıklarınızı takın, böylece hoparlörlerden ilk plak duyulurken, kulaklıklardan diğer plağı dinleyebilirsiniz.

    Şimdi anlatacağımız tekniğe beat-matching denir. Bir kez uygun hızı bulduğunuzda ikinci plak ile mix yapmaya başlayabilirsiniz. Profesyonel bir turntable, plağı başa geri "sarmanıza" izin verir. Bunu, parmaklarınızla plağı dönüş yönünün tersine (saat yönünün tersine) doğru döndürerek yapabilirsiniz. Bu şekilde ikinci plağı hazırlayın ve parmaklarınızla dönmesini engelleyin, böylece stylus, tam ilk vuruşun başladığı yerin hemen öncesinde, siz serbest bırakana dek sabit kalır. "Stylus da nesi" diyenleri yazının ilk kısmına geri göndermekle kalmıyoruz, bir de eshefle kınıyoruz. Haydi arkadaşlar, beraber arkasından "cık cık cık" yapalım. Cık cık cık cıkh.

    İlk plağınızın vuruşlarını sayın ve ikinci plağı, ilk kaydın cümlelerinden birinin başlangıcına kadar döndürmeye başlamayın. "Cümle de nesi" diye sormaya çekindiğinizi fark ettik, neden çekiniyorsunuz, daha önce açıklamadık ki, bakın yine dikkatli okumuyorsunuz, sormayan herkesi en başa geri gönderiyoruz! "Cümle" demekle kast edilen, otuziki vuruşluk bir gruptur. Her zaman ayağınızla beat"lere eşlik etmeyi unutmayın. Her şeyin birbirine uyacağına inandığınız zaman, parmaklarınızı ikinci plağın üzerinden kaldırın ve çalmaya başlayın. Bu aşamada ikinci plağı sadece siz duyacaksınız, hatırlayın, cross fader"ı sadece ilk turntable"ın duyulmasını sağlayacak şekilde ayarlamıştık. Eğer vuruşlar birbirini tutmadıysa - ki bu kötü bir şey, ikinci plağı tekrar ayarlamalısınız.

    Malzemelerimizi önceden ısıtılmış fırına veriyoruz...

    İlk cümle"nin başlayana kadar kendinizi tamamen dışarıda çalan plağın hızına verin ve aynı tempoda, mixleyeceğimiz plağın ilk kick"i üzerinde ileri ileri itip geri çekerek eşlik edin. Böylece hem ikinci plağın geçiş yapmayı planladığınız hızda nasıl duyulacağı hakkında bir fikriniz olmuş olur, hem de iki plağı aynı noktada başlatma imkanınız olur.

    İkinci adım 32"lik vuruş grubunun bitmesiyle başlıyor ki bu esnada ikinci plağın ilk vuruşunu, ilk plağın 33. vuruşu üzerinde bırakmaya dikkat etmek gerekiyor.

    Bir sonraki adımda muhtemelen plakların kickleri birbirlerinden uzaklaşmaya, kurmaya çalıştığınız düzeni bozmaya çalışacaklar çünkü hızlarını tamı tamına eşitleyemedik. Bu durumda da bize onları yeniden eşitlemek ya da "ben gidip plajda gitar çalayım daha iyi" demek düşüyor. Beyninizi iki parçaya bölerek ikinci plağın birinci plaktan daha mı hızlı yoksa daha mı yavaş olduğunu fark etmeye çalışın. Birinci plaktan daha yavaşsa, hızlandırmamız, tekrar dengeyi kurmamız gerekiyor. Bunu da ikinci plağı tam ortadaki demir aksam üzerinden kavrayıp (maksadımızdan fazla kaymamalı) saat yönünde çevirerek yapacağız. Daha kolay ikinci bir hızlandırma yöntemi plağın baskı kağıdı üzerinden parmak yordamıyla ittirmektir ama bu 45"lik plaklarda gereğinden fazla harekete yol açar, tercihen 33"lük plaklarda uygulanmalıdır. Bir iki seferde kickler tekrar birbirlerinin üzerine oturacaklardır ki oturmuyorsa zaten ritm kaçmıştır, iğneyi tekrar plağın başına koyarak yeniden denemekte ya da plaj konusunu bu kez cidden düşünmekte fayda var. Herhangi ittirme işleminden bir tanesini kickleri tekrar oturtana kadar yaptıktan sonra, plakların dengesinin bozulmaması ya da daha az bozulması amacıyla pitch controller"ı yarım birim, aşağıya doğru arttırın.

    İkinci plak birincisinden hızlıysa, plağımızı yavaşlatmamız gerekecek. Bu durumda da plağın durduğu tabla, hafif bir parmak temasıyla tekrar kickler oturana kadar yavaşlatılır (abartmaya, motoru yakmaya lüzum yok), sonrasında da pitch controller hafifçe yarım birim yukarıya kaldırılır.

    Son olarak mixing aşamasında tekrar nükseden ritm kaçmalarında aynı yolları her seferinde pitch controller üzerindeki daha minik değişikliklerle tekrarlamak gerekecek. Yani bir kere iki plağı uydurunca şarkının sonuna kadar dinleyicilerinizle ilgilenebilirsiniz diye bir şey yok. Zaten kolay olacağını da hiç söylemedik. Mükemmeliyete ulaşmak için en fazla birbuçuk dakikada ritm oturtmayı halletmekte fayda var. Sonrasında mixing teknikleri sizin maharetlerinize ve dinleyiciler arasında gözünüze kestirdiğiniz kişilerin fazlalığına kalmış.

    Pişti ise artık servis etme zamanı...

    Beat"lerin birbiri ile uyumlu olduğu konusunda güveniniz tamsa, cross fader"ı ortaya getirin. Şimdi hoparlörlerden, iki plağın çaldığını da duyabilirsiniz. Elbette artık ikinci plağı herkes duyabiliyor, ancak her şeyi doğru yaptıysanız birçok kişi yine de ikinci plağın çalmaya başladığını fark etmeyecektir. Bu kötü bir şey değil!

    Sadece ikinci plağın çalmasını istediğinizde cross fader"ı, ikinci turntable yönüne çevirin. Bu adımları defalarca başarıyla tekrar edebilirseniz, turntable"lar arasında zıplayarak bir sürü plak arasında gezinebilirsiniz ve böylece "dikiş izleri belli olmayan" bir mixiniz olur! Bu gayet iyi bir şey!


    müzik ve tarzları
    Ambient:
    Yaratıcılarından olan Brian Eno’nun gelişimine ışık tuttuğu Ambient; FSOL (Future Sound of London), The Orb, Biosphere ve Woob gibi yeni akımlarla günümüzdeki düşündürücü, derin ve de farklılığı her zaman ön planda hissettiren şeklini almıştır. Diğer bütün elektronik müzik dallarından farklı olarak Ambient Elektronik; drum vuruşları ve de tempodan öte, doğa samplelarına melodiye ve/ enstürmanlara ağırlık vermektedir..

    Abstract:
    Ambient’ın koyu kolu olarak bilinir. Melodilerin daha az olup, vuruş ve de sıra dışı ritimlerin önde geldiği bir daldır. Akla ilk gelen isim Autechre’dır.

    Acid Jazz:
    Jazz’ı geleceğe taşıyan ve bu aşamada jazz üzerine çeşitli elektronik ses modifikasyonların gerçekleşmesi ile ortaya çıkmış olan önemli bir biçimdir. Özetlemek gerekirse temalar Jazz üzerine kurulu, destekler ve enstürmanlar elektronik ağırlıklıdır. Sonuç: Etkileyici. Modaji, United Future Org., Gotan Project, Ian O’Brein ve Fauna Flash önemli isimler arasında yer almaktadır.

    Breakbeat:
    4/4 vuruşluk house ve benzeri tarzlara alternatif olarak ortaya çıkan Breakbeat’in kökenleri hip hop’a dayanmaktadır. Old-Skool Techno ve Acid house’dan da esinlenmelerin gözlendiği Breakbeat’in önde gelen isimlerinden brisi Crystal Method’dır.

    Big Beat:
    Akılda kolay kalan sample’larıyla parti ortamlarının vazgeçilmez müziğidir. Alçak sesle dinlemenin Big Beat tarzına haksızlık olacağı düşüncesiyle hareket eden bir çok insanın ortak görüşü “yüksek çıkış gücün yoksa dinlemenin de bir manası yoktur” şeklinde biçimlenmiştir.

    Funky Breaks:
    Kraftwerk, Afrika Bambaataa ve Electron (ilk albümleri)’dan etkilenmiş ve ilham almış olan Funky Breaks ilk tohumları, meyvelerini Birleşik Amerika’nın batı sahillerinde vermiştir.

    Dance:
    Elektronik Müziğini en popüler kolu olarak kabul edilen Dance’de trackler genel olarak bir vokalist eşliğinde ve House Music benzeri bir formda yapılandırılır. Günümüzde Sash, bu tarzın en önde gelen isimlerinden birisidir.


    Club:
    Dance Müziğin omurgası olarak da nitelendirilebilir. Annie Lennox, Cher ve Deborah Cox bu tarz müzik yapanlar olarak bilinirler.

    Euro Dance:
    Dance Müziğin basit, eğlenceli ve tempolu kolu olara bilinen Euro Dance, ana kolu olan Dance Müziğin popülaritesinden geri kalmayarak dünyanın birçok radyosunda boy göstererek ön saflarda yerini almaktadır.
    Aqua, Ace of Base ve ATB bu tarzda dikkati çeken isimlerdir.

    Down Tempo:
    Sakin, olgun ve de ağır bir anlatıma sahip olan Down Tempo’nun önde gelen isimleri Massive Attack ve Tricky’dir.

    Dub:
    Yoğun olarak ses efektlerine yer veren Dub, enstürmantal Reggae olarak da bilinir. Dub, adını Lee Scratch Perry, Bill Laswell ve King Tubby ile duyurmuştur.

    illbient:
    Dj Spooky ile özdeşleştirilmiş olan bu tarz, Trip Hop-Dub-Ambient karışımı ortaya çıkmıştır.

    Trip Hop:
    Tutku dolu vocallerle süslenmiş olan Trip Hop, genelde acı keder ve üzüntü gibi koyu (derin) hislere hitap eder. Massive Attack, Cold Cut, Portishead ve Archive bu tarzın önde gelen isimleri arasında yer almaktadır.

    Drum’n Bass:
    Drum&Bass‘in jump-up ve intelligent gibi birçok türü(ucu) olmasına rağmen gövdeden (Main genre Drum’n Bass) ayrılmadıkları bir kesin bir çizgi vardır...tabi ki derin güç. Drum vuruşlarının dip Bas(sub-bass)lar süslendiği ve dakikada 160 vuruşluk bir tempoya sahip olan Drum’n Bass, 90’lı yılların başında Büyük Britanya’da çok önemli gelişmeler kaydederek Elektronik Müzik’in temel dalları arasındaki sarsılmaz yerini yaratmıştır. Omni Trio, Photek, Squarepusher akla ilk gelen isimlerdir.

    Jump-Up:
    Drum’n Bass’in ragga vocallerle beslenmiş halidir. Shy FX, Baby D.

    Tech Step:
    Two-Step Drum’n Bass’dir. Squarepusher ve Photek.

    Electronica:
    Elektronik Müzik için ana terim olup sanatsal yönlerin şiddetle ağır bastığı; öze bakıldığı zaman, görünen güzelliklerin bütünüdür.

    Progressive Electronica:
    Genelde sözsüz vokallerin (çoğunlukla soprano sesin enstürman olarak kullanıldığı gözlenir) ön plana çıkışıyla ve bunların yer yer uyumlu melodilerle desteklenmesiyle oluşan bir tarzdır. Orbital, Genaside ii (Ad Finite) tarzın en iyi örnekleridir.

    Symphonic Electronica:
    Klasik temaların elektronik motiflerle süslendiği New Age’i çağrıştıran ve içinde Progressive Electronica’da olduğundan daha güçlü sanatsal salınımlar saklayan bir tarzdır. Vangelis.

    Experimental:
    Değişik ve sıra dışı bir tarz olan Experimanetal; Techno, Acid House, Drum’n Bass gibi tarzlarda farklı arayışlara cevap veren ve yeni ufuklar açılmasına ışık tutabilen bir daldır. Aphex Twin(afx), Autechre(ae).

    Minimal:
    Tempo ve süreklilik yönünden daha seyrek fakat kendi kurallarını kendi yaratan bir tarzdır. Plastikman.

    Noise:
    Doğanın içinden oluşmuş ses spektrumunu benimseyen fakat distorsiyon olarak nitelendirilebilecek derecede elektronik seslere yer veren bir tarzdır. Akla ilk gelen isimler Merzbow ve John Zorn’dur.

    House:
    Adını Frankie Knuckles’ın Chicago’da ilk mixlerini yaptığı “The Warehouse” adlı gece klübünden alan House, Dip Bas’lar ve 4/4 (ölçü) vuruşluk samplelardan oluşur. Akıcı, kulağa hoş gelen,düzenli ve Elektronik Müzik dinleyen kitlenin çoğunluğu tarafından benimsenen bir çizgiye sahiptir. Bu özellik o_nu gece kulüplerinin vazgeçilmez tarzları arasına katmıştır. Plastikman, Armand Van Helden, Sven Vath, Josh Wink ve daha birçok isim bu tarzın gelişiminde pay sahibi olmuştur.

    Deep House:
    House’un diğer kolarına göre daha bi katı olan, kendi kurallarını kendisi çizen ve dinleyiciyi düşündürme yoluna giden bir tarzdır. Leftfield.

    Hard House:
    Daha sıkı ve güçlü olan bu kol, az vokal çok vuruş (drum) sistemini işletmektedir. Josh Wink,Hardfloor.

    Vocal House:
    Hard House’un aksine, herşeyin drum vuruşları olmadığını iddia edercesine vokal’e daha fazla ağırlık veren House koludur. Martha Wash, Amber...

    Industrial Electronic:
    Elektronik müziğin Abstract ve Minimal gibi radikal olan kollarından birisidir. Endüstriyel alet, iş makinaları, sanayi mekanizmaları ve hammadde seslerinin sıkça yer aldığı bir tarzdır. NIN tarzın öncülerindendir.

    Techno:
    90’ların sonlarına doğru Acid House’un büyük Britanya’yı kasıp kavurmasının ardından, geniş dinleyici kitlesi daha sert ve kural tanımaz temalar istemiştir. Bu ortam zaten patlamak için fırsat kollayan Techno için bulunmaz bir fırsat olmuştur. Acid House’a göre daha hızlı bpm’lere (beats per minute à dakikadaki vuruş sayısı) ve daha agresif bir yapıya sahip olan Techno, arayışta olan kitleye gereğinden çok daha güzel (doyurucu) bir şekilde cevap vermiştir. Günümüzde trendi yakalamış olan Techno, en hızlı gelişen modern müzik türlerinin başında yerini almıştır. Paul Van Dyke, Eat Static, Derrick May, Juan Atkins, Kenny Larkin ve daha sayılmayan bir çok isim, bu tarzı günümüzde başarı ile temsil etmektedir.

    Acid:
    Techno’nun, TS-TR-303lerle müzik yapan koludur.

    Detroit:
    Yıllar önce Derrick May, Juan Atkins ve Kenny Larkin’in ortaya çıkardığı; Techno’nun temel kolu olarak da değerlendirilen Detroit, genelde 4/4’lük vuruş+ritimleri enstürmanlara tercih eden bir dal olarak bilinir.

    Gabber:
    Sert ve Hızlı Techno’dur. Lenny Dee,Delta-9, Ron D.Dore...

    Happy Hardcore:
    Gabber’i daha pozitif versiyonu olarak değerlendirilen Happy Hardcore, dinleyicide çeşitli -değişik- duyguların açığa çıkmasını sağlayan hızlı bir dal olarak bilinir.

    Intelligent Techno:
    Sıra dışı ve bir o kadar da agresif motifler içeren bu dal, mükemmel uyumsallık ve de dahiyane yaklaşımlarıyla diğer bir çok daldan sıyrılır. Beaumont Hannant.

    Rave/Old Skool:
    Tüm Techno formlarının birleşimi olarak görülen Rave/Old Skool; Drum’n Bass, Trance gibi birçok tarzın kökeninde ve gelişiminde pay sahibi olmuştur. Bol içki ve druglı underground partilerin vazgeçilmez müziği olan Rave/Old Skool’un track’leri diğer tarzların track’lerine kıyasla daha uzun sürer. Solid 4/4’lük vuruşlar, sert elektronik motifler ve etkileyici baslardan oluşan Rave/Old Skool’u başlı başına bir tarz (genre) olarak görmek yanlış olmaz.

    Trance:
    Techno’yla benzerlikler gösteren Trance farklı oluğunu bpm’leri, kulağa hoş gelen melodileri ve 4/4lük vuruş stiliyle (farkı) belli eder. Techno’yla birlikte anılmasına (techno&trance şeklinde) rağmen tizzlere verdiği önem ve yoğunluk, o_nun agresiflikten öte üretken bir şekil almasını sağlar. Tüm dünyada ilgi ile dinlenen trance’in akla ilk gelen isimlerinden bazıları: Astral Projection, Rabbit in the Moon, Electric Skychurch...

    Goa:
    Vuruşların ve melodilerin kenetlenmiş -birbirinin eksiğini kapatırcasına-şekilde birbirini takip ettiği Goa, Trance’in en çok dinlenen kolu olarak bilinir. Spicelab.

    Hard Trance:
    TS-TR 303lerle üretilen Trance’idr. 4/4vuruşlarındaki sertlik ile dikkati çeker.

    Melodic Trance:
    Klasik temalarla ve hoş melodilerle diğer kollardan sıyrılır. Büyülü motifler içerir. Doran, Joshua Ryan, Christopher Laurence...

    Progressive Trance:
    Kulağa çok hoş gelen melodilerle üretken bir yapı sergileyen Progressive Trance, Ambient’ın ortaya koyduğu kalitede seçici yapıya sahiptir. Jam&Spoon

    Bunlar Bilinen Ama Teknik Açıdan Önemli Bilgilerdir...


    son plak donmeden party bitmez....


    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


  3. #3
    Junior Member selboz is an unknown quantity at this point
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    1

    Standart

    selaaaaaaaaammmmmmm

    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


  4. #4
    Junior Member lanetli_xbow is an unknown quantity at this point
    Üyelik Tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    3

    Standart

    saol paylasımınız için kardes

    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


  5. #5
    Junior Member NobLe is an unknown quantity at this point
    Üyelik Tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu Yer
    İzMiR-BorNoVa-
    Mesajlar
    4

    Standart

    çok teşekkürler sondaki söze bayıldım son plak dönmeden party bitmez

    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


  6. #6
    Banned sellwowgold3 is an unknown quantity at this point
    Üyelik Tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    33

    Unhappy buy ffxi

    rs gold buy rs gold Rs gold,buy rs gold,rs wow gold,buy wow gold wow gold,buy wow gold

    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


  7. #7
    Senior Member hülya is on a distinguished road
    Üyelik Tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    1,607

    Standart Haydi Dj Olma Zamanı Tabi Öğrenmek Isteyenlere ..!

    DJ"lik müessesesi aslında son derece basit gözüküyor, iki plak alıp, aynı anda çalıp, çalınan iki farklı parçayı tek şarkıymış gibi "yutturmak"... Ancak bir DJ olmak, hem para hem de zaman olarak ciddi yatırım ve yetenek gerektiriyor. Sonuçta yaz akşamlarında kumsalda gitar çalan biri olmuyorsunuz, ama dijital çağda insanlar ateşin etrafında değil kabininizin etrafında toplanmayı tercih ederler zaten. DJ arkadaşlarımızın nasıl popüler olduklarından hiç bahsetmeyelim, sizi heveslendirebilir ama gitar çağında kalan bizler yazarken bile üzülüyoruz. İyisi mi, bu yazıyı yazdıktan sonra sizinle birlikte bir kez de biz okuyalım.

    Malzemeler; bir diş plak, bir tatlı kaşığı pikap...

    Prensip olarak, bir DJ"in sahip olması gereken en önemli yetenek -iki farklı plaktan çalınan şarkıları "dikiş izleri" belli olmadan birleştirmek- gerçekleştirmesi kolay gözüken, ancak göründüğü kadar kolay olmayan bir iş. Partilerin aranan DJ"leri, bu başarıya çok çalışarak ve pratik yaparak ulaşmışlar. Yani amacınız sadece fotoğraf çektirmek değilse ekipman başında durup kulaklık takmanın sizi bir anda popüler yapacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. DJ olmak için atılacak ilk adım, kullanılan ekipmanları ve terimleri tanımak, yani biraz ders çalışmak. Ah, tesadüfe bakın ki siz de tam şu anda bunu yapacaktınız...

    Turntable - Plakların çalındığı, en temel alet. Beat matching"i kolaylaştırmak amacıyla tercihen direct drive (kendinden motorlu) olmasında fayda var.
    Stylus - Plakların üzerindeki izlerde kayıtlı olan müziği okuyan "iğne".
    Pitch Control Slider - Çalınan plağın dönme hızını artıran ya da azaltan düğme.
    Mixer - İki turntable"ın da bağlı olduğu, ses, bas, fade, gibi temel ayarların yapıldığı, aslında bütün mixin kontrol edildiği ünite.
    Channel Faders - Mixer üzerinde bulunan ve kanalları (yani farklı turntable"ları) kontrol etmenize izin veren düğmeler.
    Beat - Müziğin vuruş sayısı. Genellikle davullara göre ölçülür.
    Measure - Dört beat"lik bir grup.
    Phrase - 8 measure"lık bir grup.
    BPM - Beats Per Minute (Dakika başına düşen vuruş sayısı) teriminin kısaca söylenmiş hali. Kaydın hızı, bu şekilde ifade edilir.
    Cross Fader - Hoparlörlerden hangi kanalın ne ölçüde duyulacağını ayarlayan sürgü. Cross Fader, genelikle mixer"in ortasında yer alır.
    Trainwreck - Kötü yapılmış bir mix.

    Bir DJ"in, iki profesyonel turntable"a, bir mixer"a, izolasyonu sağlam bir kulaklığa, müziğin dinlenmesini sağlayacak bir ses sistemine ve elbette çalacak plaklara ihtiyacı vardır. Bu listeye dinleyiciler de eklenebilir ama siz kendi kendinize çalmayacaksınız diye bir kural yok. Bazı DJ"ler CD kullanır ve bazıları da sadece channel fader kullanarak mix yapar. Biz burada size evinizde CD tak çıkar yapmayı da, hip hop DJ olmayı da anlatmıyoruz, o yüzden cross fader kullanarak yapılan mix üzerinde duracağız. İki kaydı aynı anda çalmak için, plakları gayet iyi, hatta introları (yani parçaların başlangıçlarını) ve outroları (parçaların bitişlerini) su gibi bilmek gerekir.

    Malzemelerimizi derin bir kaba ekledikten sonra...

    Şarkıların sessiz bölümlerinde bile, vuruşların devam ettiğini hatırlamalısınız. Vuruşları, ayağınızı müziğin ritmine uygun olarak yere vurarak sayabilirsiniz. En usta müzisyenler bile gocunmadan bunu hala yaparlar. Blues"cular da yapar, rock"çılar da, siz neden yapamayacakmışsınız? Vuruşlar dörtlü, sekizli, onaltılı ve otuzikili gruplar halindedirler. Siz de dinlerken fark edebilirsiniz, birçok parçada da her 32 vuruş ile birlikte şarkıya yeni bir element çıkarılır ya da eklenir. Birçok şarkıda ne zaman neyin gireceği, amiyane tabirle şarkının ne zaman patlayacağı çok bellidir.

    İlk plağı hazırlayarak (aslında buna cueing deniyor) birinci adımı atıyoruz. Plağı CD gibi kenarlarından ve etiketli kısmından tutmaya özen gösterin. Hoparlörlerin uygun miktarda açık olduğuna emin olun. Bir anda patlayan şey sadece kolonlar değil maazallah dinleyicilerinizin kafası da olabilir(!) Cross fader"ın, ilk plağın çaldığı turntable yönüne dönük olması dikkat edin ki az sonra geçiş yapacağınız plağı başkaları duymasın. Kulaklıklarınızı takın, böylece hoparlörlerden ilk plak duyulurken, kulaklıklardan diğer plağı dinleyebilirsiniz.

    Şimdi anlatacağımız tekniğe beat-matching denir. Bir kez uygun hızı bulduğunuzda ikinci plak ile mix yapmaya başlayabilirsiniz. Profesyonel bir turntable, plağı başa geri "sarmanıza" izin verir. Bunu, parmaklarınızla plağı dönüş yönünün tersine (saat yönünün tersine) doğru döndürerek yapabilirsiniz. Bu şekilde ikinci plağı hazırlayın ve parmaklarınızla dönmesini engelleyin, böylece stylus, tam ilk vuruşun başladığı yerin hemen öncesinde, siz serbest bırakana dek sabit kalır. "Stylus da nesi" diyenleri yazının ilk kısmına geri göndermekle kalmıyoruz, bir de eshefle kınıyoruz. Haydi arkadaşlar, beraber arkasından "cık cık cık" yapalım. Cık cık cık cıkh.

    İlk plağınızın vuruşlarını sayın ve ikinci plağı, ilk kaydın cümlelerinden birinin başlangıcına kadar döndürmeye başlamayın. "Cümle de nesi" diye sormaya çekindiğinizi fark ettik, neden çekiniyorsunuz, daha önce açıklamadık ki, bakın yine dikkatli okumuyorsunuz, sormayan herkesi en başa geri gönderiyoruz! "Cümle" demekle kast edilen, otuziki vuruşluk bir gruptur. Her zaman ayağınızla beat"lere eşlik etmeyi unutmayın. Her şeyin birbirine uyacağına inandığınız zaman, parmaklarınızı ikinci plağın üzerinden kaldırın ve çalmaya başlayın. Bu aşamada ikinci plağı sadece siz duyacaksınız, hatırlayın, cross fader"ı sadece ilk turntable"ın duyulmasını sağlayacak şekilde ayarlamıştık. Eğer vuruşlar birbirini tutmadıysa - ki bu kötü bir şey, ikinci plağı tekrar ayarlamalısınız.

    Malzemelerimizi önceden ısıtılmış fırına veriyoruz...

    İlk cümle"nin başlayana kadar kendinizi tamamen dışarıda çalan plağın hızına verin ve aynı tempoda, mixleyeceğimiz plağın ilk kick"i üzerinde ileri ileri itip geri çekerek eşlik edin. Böylece hem ikinci plağın geçiş yapmayı planladığınız hızda nasıl duyulacağı hakkında bir fikriniz olmuş olur, hem de iki plağı aynı noktada başlatma imkanınız olur.

    İkinci adım 32"lik vuruş grubunun bitmesiyle başlıyor ki bu esnada ikinci plağın ilk vuruşunu, ilk plağın 33. vuruşu üzerinde bırakmaya dikkat etmek gerekiyor.

    Bir sonraki adımda muhtemelen plakların kickleri birbirlerinden uzaklaşmaya, kurmaya çalıştığınız düzeni bozmaya çalışacaklar çünkü hızlarını tamı tamına eşitleyemedik. Bu durumda da bize onları yeniden eşitlemek ya da "ben gidip plajda gitar çalayım daha iyi" demek düşüyor. Beyninizi iki parçaya bölerek ikinci plağın birinci plaktan daha mı hızlı yoksa daha mı yavaş olduğunu fark etmeye çalışın. Birinci plaktan daha yavaşsa, hızlandırmamız, tekrar dengeyi kurmamız gerekiyor. Bunu da ikinci plağı tam ortadaki demir aksam üzerinden kavrayıp (maksadımızdan fazla kaymamalı) saat yönünde çevirerek yapacağız. Daha kolay ikinci bir hızlandırma yöntemi plağın baskı kağıdı üzerinden parmak yordamıyla ittirmektir ama bu 45"lik plaklarda gereğinden fazla harekete yol açar, tercihen 33"lük plaklarda uygulanmalıdır. Bir iki seferde kickler tekrar birbirlerinin üzerine oturacaklardır ki oturmuyorsa zaten ritm kaçmıştır, iğneyi tekrar plağın başına koyarak yeniden denemekte ya da plaj konusunu bu kez cidden düşünmekte fayda var. Herhangi ittirme işleminden bir tanesini kickleri tekrar oturtana kadar yaptıktan sonra, plakların dengesinin bozulmaması ya da daha az bozulması amacıyla pitch controller"ı yarım birim, aşağıya doğru arttırın.

    İkinci plak birincisinden hızlıysa, plağımızı yavaşlatmamız gerekecek. Bu durumda da plağın durduğu tabla, hafif bir parmak temasıyla tekrar kickler oturana kadar yavaşlatılır (abartmaya, motoru yakmaya lüzum yok), sonrasında da pitch controller hafifçe yarım birim yukarıya kaldırılır.

    Son olarak mixing aşamasında tekrar nükseden ritm kaçmalarında aynı yolları her seferinde pitch controller üzerindeki daha minik değişikliklerle tekrarlamak gerekecek. Yani bir kere iki plağı uydurunca şarkının sonuna kadar dinleyicilerinizle ilgilenebilirsiniz diye bir şey yok. Zaten kolay olacağını da hiç söylemedik. Mükemmeliyete ulaşmak için en fazla birbuçuk dakikada ritm oturtmayı halletmekte fayda var. Sonrasında mixing teknikleri sizin maharetlerinize ve dinleyiciler arasında gözünüze kestirdiğiniz kişilerin fazlalığına kalmış.

    Pişti ise artık servis etme zamanı...

    Beat"lerin birbiri ile uyumlu olduğu konusunda güveniniz tamsa, cross fader"ı ortaya getirin. Şimdi hoparlörlerden, iki plağın çaldığını da duyabilirsiniz. Elbette artık ikinci plağı herkes duyabiliyor, ancak her şeyi doğru yaptıysanız birçok kişi yine de ikinci plağın çalmaya başladığını fark etmeyecektir. Bu kötü bir şey değil!

    Sadece ikinci plağın çalmasını istediğinizde cross fader"ı, ikinci turntable yönüne çevirin. Bu adımları defalarca başarıyla tekrar edebilirseniz, turntable"lar arasında zıplayarak bir sürü plak arasında gezinebilirsiniz ve böylece "dikiş izleri belli olmayan" bir mixiniz olur! Bu gayet iyi bir şey!


    müzik ve tarzları
    Ambient:
    Yaratıcılarından olan Brian Eno’nun gelişimine ışık tuttuğu Ambient; FSOL (Future Sound of London), The Orb, Biosphere ve Woob gibi yeni akımlarla günümüzdeki düşündürücü, derin ve de farklılığı her zaman ön planda hissettiren şeklini almıştır. Diğer bütün elektronik müzik dallarından farklı olarak Ambient Elektronik; drum vuruşları ve de tempodan öte, doğa samplelarına melodiye ve/ enstürmanlara ağırlık vermektedir..

    Abstract:
    Ambient’ın koyu kolu olarak bilinir. Melodilerin daha az olup, vuruş ve de sıra dışı ritimlerin önde geldiği bir daldır. Akla ilk gelen isim Autechre’dır.

    Acid Jazz:
    Jazz’ı geleceğe taşıyan ve bu aşamada jazz üzerine çeşitli elektronik ses modifikasyonların gerçekleşmesi ile ortaya çıkmış olan önemli bir biçimdir. Özetlemek gerekirse temalar Jazz üzerine kurulu, destekler ve enstürmanlar elektronik ağırlıklıdır. Sonuç: Etkileyici. Modaji, United Future Org., Gotan Project, Ian O’Brein ve Fauna Flash önemli isimler arasında yer almaktadır.

    Breakbeat:
    4/4 vuruşluk house ve benzeri tarzlara alternatif olarak ortaya çıkan Breakbeat’in kökenleri hip hop’a dayanmaktadır. Old-Skool Techno ve Acid house’dan da esinlenmelerin gözlendiği Breakbeat’in önde gelen isimlerinden brisi Crystal Method’dır.

    Big Beat:
    Akılda kolay kalan sample’larıyla parti ortamlarının vazgeçilmez müziğidir. Alçak sesle dinlemenin Big Beat tarzına haksızlık olacağı düşüncesiyle hareket eden bir çok insanın ortak görüşü “yüksek çıkış gücün yoksa dinlemenin de bir manası yoktur” şeklinde biçimlenmiştir.

    Funky Breaks:
    Kraftwerk, Afrika Bambaataa ve Electron (ilk albümleri)’dan etkilenmiş ve ilham almış olan Funky Breaks ilk tohumları, meyvelerini Birleşik Amerika’nın batı sahillerinde vermiştir.

    Dance:
    Elektronik Müziğini en popüler kolu olarak kabul edilen Dance’de trackler genel olarak bir vokalist eşliğinde ve House Music benzeri bir formda yapılandırılır. Günümüzde Sash, bu tarzın en önde gelen isimlerinden birisidir.


    Club:
    Dance Müziğin omurgası olarak da nitelendirilebilir. Annie Lennox, Cher ve Deborah Cox bu tarz müzik yapanlar olarak bilinirler.

    Euro Dance:
    Dance Müziğin basit, eğlenceli ve tempolu kolu olara bilinen Euro Dance, ana kolu olan Dance Müziğin popülaritesinden geri kalmayarak dünyanın birçok radyosunda boy göstererek ön saflarda yerini almaktadır.
    Aqua, Ace of Base ve ATB bu tarzda dikkati çeken isimlerdir.

    Down Tempo:
    Sakin, olgun ve de ağır bir anlatıma sahip olan Down Tempo’nun önde gelen isimleri Massive Attack ve Tricky’dir.

    Dub:
    Yoğun olarak ses efektlerine yer veren Dub, enstürmantal Reggae olarak da bilinir. Dub, adını Lee Scratch Perry, Bill Laswell ve King Tubby ile duyurmuştur.

    illbient:
    Dj Spooky ile özdeşleştirilmiş olan bu tarz, Trip Hop-Dub-Ambient karışımı ortaya çıkmıştır.

    Trip Hop:
    Tutku dolu vocallerle süslenmiş olan Trip Hop, genelde acı keder ve üzüntü gibi koyu (derin) hislere hitap eder. Massive Attack, Cold Cut, Portishead ve Archive bu tarzın önde gelen isimleri arasında yer almaktadır.

    Drum’n Bass:
    Drum&Bass‘in jump-up ve intelligent gibi birçok türü(ucu) olmasına rağmen gövdeden (Main genre Drum’n Bass) ayrılmadıkları bir kesin bir çizgi vardır...tabi ki derin güç. Drum vuruşlarının dip Bas(sub-bass)lar süslendiği ve dakikada 160 vuruşluk bir tempoya sahip olan Drum’n Bass, 90’lı yılların başında Büyük Britanya’da çok önemli gelişmeler kaydederek Elektronik Müzik’in temel dalları arasındaki sarsılmaz yerini yaratmıştır. Omni Trio, Photek, Squarepusher akla ilk gelen isimlerdir.

    Jump-Up:
    Drum’n Bass’in ragga vocallerle beslenmiş halidir. Shy FX, Baby D.

    Tech Step:
    Two-Step Drum’n Bass’dir. Squarepusher ve Photek.

    Electronica:
    Elektronik Müzik için ana terim olup sanatsal yönlerin şiddetle ağır bastığı; öze bakıldığı zaman, görünen güzelliklerin bütünüdür.

    Progressive Electronica:
    Genelde sözsüz vokallerin (çoğunlukla soprano sesin enstürman olarak kullanıldığı gözlenir) ön plana çıkışıyla ve bunların yer yer uyumlu melodilerle desteklenmesiyle oluşan bir tarzdır. Orbital, Genaside ii (Ad Finite) tarzın en iyi örnekleridir.

    Symphonic Electronica:
    Klasik temaların elektronik motiflerle süslendiği New Age’i çağrıştıran ve içinde Progressive Electronica’da olduğundan daha güçlü sanatsal salınımlar saklayan bir tarzdır. Vangelis.

    Experimental:
    Değişik ve sıra dışı bir tarz olan Experimanetal; Techno, Acid House, Drum’n Bass gibi tarzlarda farklı arayışlara cevap veren ve yeni ufuklar açılmasına ışık tutabilen bir daldır. Aphex Twin(afx), Autechre(ae).

    Minimal:
    Tempo ve süreklilik yönünden daha seyrek fakat kendi kurallarını kendi yaratan bir tarzdır. Plastikman.

    Noise:
    Doğanın içinden oluşmuş ses spektrumunu benimseyen fakat distorsiyon olarak nitelendirilebilecek derecede elektronik seslere yer veren bir tarzdır. Akla ilk gelen isimler Merzbow ve John Zorn’dur.

    House:
    Adını Frankie Knuckles’ın Chicago’da ilk mixlerini yaptığı “The Warehouse” adlı gece klübünden alan House, Dip Bas’lar ve 4/4 (ölçü) vuruşluk samplelardan oluşur. Akıcı, kulağa hoş gelen,düzenli ve Elektronik Müzik dinleyen kitlenin çoğunluğu tarafından benimsenen bir çizgiye sahiptir. Bu özellik o_nu gece kulüplerinin vazgeçilmez tarzları arasına katmıştır. Plastikman, Armand Van Helden, Sven Vath, Josh Wink ve daha birçok isim bu tarzın gelişiminde pay sahibi olmuştur.

    Deep House:
    House’un diğer kolarına göre daha bi katı olan, kendi kurallarını kendisi çizen ve dinleyiciyi düşündürme yoluna giden bir tarzdır. Leftfield.

    Hard House:
    Daha sıkı ve güçlü olan bu kol, az vokal çok vuruş (drum) sistemini işletmektedir. Josh Wink,Hardfloor.

    Vocal House:
    Hard House’un aksine, herşeyin drum vuruşları olmadığını iddia edercesine vokal’e daha fazla ağırlık veren House koludur. Martha Wash, Amber...

    Industrial Electronic:
    Elektronik müziğin Abstract ve Minimal gibi radikal olan kollarından birisidir. Endüstriyel alet, iş makinaları, sanayi mekanizmaları ve hammadde seslerinin sıkça yer aldığı bir tarzdır. NIN tarzın öncülerindendir.

    Techno:
    90’ların sonlarına doğru Acid House’un büyük Britanya’yı kasıp kavurmasının ardından, geniş dinleyici kitlesi daha sert ve kural tanımaz temalar istemiştir. Bu ortam zaten patlamak için fırsat kollayan Techno için bulunmaz bir fırsat olmuştur. Acid House’a göre daha hızlı bpm’lere (beats per minute à dakikadaki vuruş sayısı) ve daha agresif bir yapıya sahip olan Techno, arayışta olan kitleye gereğinden çok daha güzel (doyurucu) bir şekilde cevap vermiştir. Günümüzde trendi yakalamış olan Techno, en hızlı gelişen modern müzik türlerinin başında yerini almıştır. Paul Van Dyke, Eat Static, Derrick May, Juan Atkins, Kenny Larkin ve daha sayılmayan bir çok isim, bu tarzı günümüzde başarı ile temsil etmektedir.

    Acid:
    Techno’nun, TS-TR-303lerle müzik yapan koludur.

    Detroit:
    Yıllar önce Derrick May, Juan Atkins ve Kenny Larkin’in ortaya çıkardığı; Techno’nun temel kolu olarak da değerlendirilen Detroit, genelde 4/4’lük vuruş+ritimleri enstürmanlara tercih eden bir dal olarak bilinir.

    Gabber:
    Sert ve Hızlı Techno’dur. Lenny Dee,Delta-9, Ron D.Dore...

    Happy Hardcore:
    Gabber’i daha pozitif versiyonu olarak değerlendirilen Happy Hardcore, dinleyicide çeşitli -değişik- duyguların açığa çıkmasını sağlayan hızlı bir dal olarak bilinir.

    Intelligent Techno:
    Sıra dışı ve bir o kadar da agresif motifler içeren bu dal, mükemmel uyumsallık ve de dahiyane yaklaşımlarıyla diğer bir çok daldan sıyrılır. Beaumont Hannant.

    Rave/Old Skool:
    Tüm Techno formlarının birleşimi olarak görülen Rave/Old Skool; Drum’n Bass, Trance gibi birçok tarzın kökeninde ve gelişiminde pay sahibi olmuştur. Bol içki ve druglı underground partilerin vazgeçilmez müziği olan Rave/Old Skool’un track’leri diğer tarzların track’lerine kıyasla daha uzun sürer. Solid 4/4’lük vuruşlar, sert elektronik motifler ve etkileyici baslardan oluşan Rave/Old Skool’u başlı başına bir tarz (genre) olarak görmek yanlış olmaz.

    Trance:
    Techno’yla benzerlikler gösteren Trance farklı oluğunu bpm’leri, kulağa hoş gelen melodileri ve 4/4lük vuruş stiliyle (farkı) belli eder. Techno’yla birlikte anılmasına (techno&trance şeklinde) rağmen tizzlere verdiği önem ve yoğunluk, o_nun agresiflikten öte üretken bir şekil almasını sağlar. Tüm dünyada ilgi ile dinlenen trance’in akla ilk gelen isimlerinden bazıları: Astral Projection, Rabbit in the Moon, Electric Skychurch...

    Goa:
    Vuruşların ve melodilerin kenetlenmiş -birbirinin eksiğini kapatırcasına-şekilde birbirini takip ettiği Goa, Trance’in en çok dinlenen kolu olarak bilinir. Spicelab.

    Hard Trance:
    TS-TR 303lerle üretilen Trance’idr. 4/4vuruşlarındaki sertlik ile dikkati çeker.

    Melodic Trance:
    Klasik temalarla ve hoş melodilerle diğer kollardan sıyrılır. Büyülü motifler içerir. Doran, Joshua Ryan, Christopher Laurence...

    Progressive Trance:
    Kulağa çok hoş gelen melodilerle üretken bir yapı sergileyen Progressive Trance, Ambient’ın ortaya koyduğu kalitede seçici yapıya sahiptir. Jam&Spoon

    Bunlar Bilinen Ama Teknik Açıdan Önemli Bilgilerdir...


    son plak donmeden party bitmez....


    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


  8. #8
    Senior Member 4028792576 is an unknown quantity at this point
    Üyelik Tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    172

    Angry abc

    lov97lov96lov95lov94lov93

    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


  9. #9
    Banned stuv384 is an unknown quantity at this point
    Üyelik Tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    129

    Exclamation good seller

    Good selller . free shippping Cheap top QualityLacoste Polo T Shirts top QualityWholesale Polo T ShirtsRalph Lauren polo T Shirts Men Lacoste Polo T ShirtsWomen Lacoste Polo T Shirts Cheap polostore.us

    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


  10. #10
    Banned vwxy656 is an unknown quantity at this point
    Üyelik Tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    195

    Red face Obama appears to be shedding pounds in other areas

    Heis a man with the weight of the world on his shoulders but PresidentBarack Obama appears to be shedding pounds in other areas。Nike shox r4 torch Nike air max tn Nike air max 90

    Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !


+ Konuyu Cevapla

Visitors found this page by searching for:

hangi dj controller

mp3 indir

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.